Ben bu tedaviye çok büyük umutlarla baÅŸladım ne yazık ki çok kötü ilerledi. Dr. Murat Bey’le baÅŸladığımız yolda çok yol ilerledik bir yıldır gerek yaptığım diyetlerle gerekse uyguladığımız tedaviyle hayatım çok deÄŸiÅŸti. Son üç ayda o kadar mutluydum ki ÅŸu anda o günlere dönmek bana çok zor geliyor.Â
Çünkü hayatımın en zor bir haftasını yaşadım.
20 Kasım’da baÅŸladığımız tüp bebek tedavisi üzülerek söylüyorum ki neredeyse ölümle noktalanacaktı. Tedavi süresince ne kadar stresli zaman geçirsem de ben her zaman polyannacılık oynamayı seven bir insanım. Derler ya bazı ÅŸeyler insana önceden ayan olur buda sanki bana ayan oldu. 1 Aralık’da tedavinin büyük bir bölümünü atlattım diye sevinirken hayatımın maganda kurÅŸununa denk geldim. 3 Aralık’da transferim gerçekleÅŸti, ben bana verilen tedavinin en ince noktasına kadar yaptığıma inanıyorum çünkü aldığım görevi bir asker gibi yapmaya çalıştım. Bir yıldır hayvansal ürün yemiyorum, yürüyüşlerle, günde 6 öğün beslenmelerle, kullandığım ilaçlarla hayatımı düzene koymuÅŸtum. 5 Aralık sabah uyandım yoÄŸun bir kanamayı görünce çok korktum. Dr. Halit Beyi aradım normal dedi. Bu, gün boyunca 5 defa oldu ve ben o akÅŸam hiç uyumadım. 6 Aralık’ta kanamam aşırı ÅŸekilde devam ediyordu ve ben çok korkuyordum. AkÅŸamdan geceye kadar Halit Bey’e ulaÅŸamadım. Gece saat 24:00’de Murat Bey’i aradım, uyumaya korktuÄŸumu, sanki uyuyunca uyanamıyacağımı hissettiÄŸimi söyledim. Murat Bey de sabah erken kan sayımı yaptırmam gerektiÄŸini söyledi. Fakat benim sözüme güvenerek hastaneye çağırıp muayene etmedi. Bu da beni çok büyük bir güvensizliÄŸe itti.Â
7 Aralık Perşembe saat 08:00 hastaneye gelerek kan sayımı yaptırdım. Urfa’da hemoglobin 14 iken burada 12 çıktı ve ben zaten artık orada son anımı yaşıyordum, o an gözlerim karararak yere yığıldım, tansiyonum düşmüştü, hemen hemşireler müdahale ettiler ve yine normal olduğunu söyleyip eve gönderdiler. Eve geldiğimde yine aynı şekilde bayıldım ve bu beni gittikçe telaşlandırıyordu. Tam olarak saat tuttum 15 dakikada bir tuvalete gidip kan kaybettkten sonra baygınlık geçirip kendimden geçiyordum. Resmen Allah’ın umudunda yaşıyordum saat 16:30’da Dr. Halit Bey’i aradığımda müsait olmadığını söyleyerek beni yarım saat sonra arayacaklarını söylediler. Sekreteri beni arıyarak her şeyin normal olduğunu, yarın sabah hastaneye gitmemi söyledi. İşte bu söz beni yıktı, güvenim tamamen yok oldu. Ben de şu anda hastaneye gideceğimi, ister gelip ister gelmesin diye söyleyip telefonu kapattım. Ben ve annem sokakta bayıla bayıla taksi tutup acile geldik. Girişte Dr. Mustafa Bahçeci ile karşılaştım kendisine aciliyetimi anlattıkdan sonra bana dönüp dediki içeri geç Aytun hanım bekliyor. Ben o an Mustafa Bey benimle daha farklı ilgilenip bana destek olmasını isterdim. İçeri geçtim. Aytun hanım beni muayene edip herşeyin normal olduğunu eve gitmemi söyledi bende gidecek durumda olmadığımı belirtip kanamanın yine geldiğini söyleyerek tuvalete giderek gösterdim ve o an yine bayılmışım. Bana oda olmadığını söylediklerinde o an dedim ben sabaha yetişmem. Neyse beni odaya yerleştirdikten sonra Aytun hanım eve gitti ben hemen eşimi Urfa’dan çağırdım. Eşim 12:00’de geldi ve o gelene kadar 2 defa daha bayılmışım. Eşim beni kanlar içinde bayıldığımı görünce çıldırmış. Dr. Halit Bey’i arayıp biraz da bağırarak hemen bu işi çözmesi gerektiğini söyleyip gelmesini söyledi ama bizim o ana kadar iki defa ürolog isteğimiz red edildi.
O an sanki son nefesimi alıyormuş gibi hissetim ve o an hayatımdaki en değerli varlık kızımdan başka birşey düşünemiyordum.
Yarım saat sonra ameliyata alınırken bir daha oradan çıkamıyacağımı zannettim ki aslında ben çok pozitif bir insanımdır. 3 gündür yanıma gelmeyen kalmadı en son Dr. Halit Bey geldi. Yine de kızgınlığım demiyeyim de üzüntüm sadece niye böyle oldu diye değil sadece umursamazlığa. Çünkü o gün Dr Murat Bey benim Urfa’ya gidişimi engellemeseydi, ben mücadele etmeseydim, eşim gelmeseydi o an, ben şu anda bunları yazamazdım. Bu gün 6 gündür hastanedeyim, gitgide iyileşiyorum. Ama canımın acısından karnımdaki embiriyolar aklıma bile gelmiyor. Yinede ben mücadele etmeyi seven bir insanım. Dr. Elif Hanım’ın dediği gibi benim savaşçı bir kişiliğim var. Bu günden sonra Dr. Murat Bey’le tedavime, diyetime ve yürüyüşlerimle eski sağlığıma kavuşmaya çalışacağım. Dr. Halit Bey ve Dr. Aytun Hanım’a da hiç kırgın değilim, sadece bu olayı yaşadığım için çok üzgünüm. İnanın bu satırları yazmak beni hem çok rahatlattı hemde çok heyecanlandırdı çünkü yine yaşamış gibi oldum.
İnÅŸallah bu olayı çabucak unutup hayatıma devam ederim.Â
Hepinize en içten saygılarımla.
Zeynep Gümüşçü


