Murat Bey merhabalar ben Evren,
kizim ve oglum (bu kelimeleri kullanabilmek kadar dünyada güzel baska cok az duygu vardir herhalde) müsade ettiler nihayet ve uykuya daldiklari zaman aralıklarında benden istediginiz ve benim de hep yazmayi arzu ettigim basari hikayemizi paylasma zamanim geldi.
Simdi yazacagim seyler belki de bazilarinizi kizdiracak belki de ciddiye almayacaksiniz. Mesela ben sadece 4 yillik evliyim, 29 yasindayim, esimde sperm azligi ya da hareket azligi gibi problemler yok. Ben yine de hikayemi anlatayim ve siz zorluk derecesine karar verin. 2004 yili eylül ayinda evlendik ve bircok ciftin yaptigi gibi hemen cocuk sahibi olmak istemedik. en azindan 1-2 sene birbirimize zaman ayiralim dedik. bu yuzden ben de evlendikten kisa bir sure sonra doktora gidip etkili korunma yontemleri ile ilgili gorusmek ve genel saglik durumumu ogrenmek istedim. Cunku ilk regl oldugum zamandan bu yana daha bir takvim tutup ha ben su zaman regl olacagim diyememisimdir. her zaman benim icin supriz olmustur. bunu universitede tip fakultesinde okuyan bir arkadasimla paylastigimda bana bunun bazi sebeplerini anlatti ama cocuk sahibi olmak istedigimde zorluk yasayabilecegimi de soyledi.O zaman 20 yasindaydim ve cok da umurumda degildi acikcasi. ama ayni seyleri gittigim doktorum da soylediginde isin rengi degisti. tamam hemen cocuk istemiyordum ama bu hic istemedigim anlamina gelmiyordu. kadinlarin bircogunda yasanilan bir saglik problemi yani polikistik over vardi bende. bunun icin dogum kontrol haplari verdi doktor ama tedavi edici bir sey degildi biliyordum. o zaman icin cok da kahretmedim ama biliyordum ki onumuzdeki yil ugrasmam gereken bir sey vardi. ve karar asamasi geldi, yaklasik 1,5 yil olmustu. ve daha ciddi bir sekilde tedavi olmam gerekecekti. biz de bu isleri daha ciddi kimler yapar diye arastirdik ve eskisehirde universite hastanesinde bir doktor tavsiyesi aldik. İlk tanismadan sonra tamam dedim iste aradigim doktor bu. cunku diger doktorlarin aksine oyle 6 aylik bir tedavisiz deneme sureci filan beklemeyip hemen sonuca ulastiracak tedavilerden bahsediyordu. ben de pek sabirli ve is olacagina varir diyen bir insan olmadigim icin evet dedim bu soyledigi ilaclari alacagim bu tedaviyi gorecegim ve sonuc gelecek. nihayetinde esimde bir rahatsizlik yok bende de pekcok kadinda olan bir rahatsizlik var sadece. yani onlarin hic mi bir tanesi cocuk sahibi olamamis ki diye dusundum. ve alel acele tedaviye basladik. ancak bu arada ben de garip bir halsizlik, asiri unutkanlik, surekli uyku hali gibi bazi sikintilar olmaya basladi. kurumumuzun doktoru bazi testlerden sonra bir de tiroid hormanlarina bakalim dedi. ve bomba polikistik overe kardes bir hastalik hipotiroidi yani tiroid bezinin az calismasi cikti karsima. evet yetiskinler icin sadece ufacik bir hapi var ve hergun doktorunuzun belirledigi dozajda icip duzenli olarak testlerle kontrol ediliyorsaniz hicbir eziyeti olmayan bir hastalik. ama hamile kalmak icin ugrasan biri icin, herhangi bir aksaklik durumunda (sonucta hormonlari kontrol altinda tutmak kolay degil, bir doz belirleyip neler olacagina bir ay sonra bakiliyor)cocuklariniza verebileceginiz zarari dusunmek uykularinizin
kacmasina neden olabiliyor. eskisehirde gittigim endokrinoloji uzmani doktor(yine universite hastanesinden) eger siki bir kontrol altinda tedavi olmazsam bebegimin zeka ozurlu( aslinda o gerizekali demisti ama neyse) olacagini soyledi. ilk defa boyle bir hastalik duymus ve bu hastaligin nasil olup da kendisini bulduguna inanamayan ben bir de bunun yuzunden yani benim yuzumden dogacak bebegimin bundan bu denli etkilenecegini ogrenmek beni yikti. Ama kadin dogum doktorum bunu pek de ciddiye almadi. o zaten yapmakta oldugu ise devam etti. bu bana biraz garip gelmisti ama endokrinoloji uzmaninin da kontrolu altinda oldugum icin takinti haline getirmedim. 3 yada 4 defa ilacla tedavi yoluna gittik,her seferinde ilacin dozunu arttiriyorduk ama yumurtalarimdan hic bir tepki alamiyorduk. polikistik over sendromunda yumurtaliginizda bircok yumurta vardir ama yeterince buyuyup olgunlasamaz ve catlayarak dollenecek kivama gelemez. yani daha bir sey baslamadan biter. iste bu kullanilan ilacla zamani geldiginde yumurtalarimi buyutup dogal yolla dollenmeyi denemek istedik ama yumurtalarim hic o olgunluga gelmedi. biz de igneyle(bircogunuz da bilir zaten tup bebek tedavisinde de ayni igneler kullaniliyor.) tedaviye basladik. bunda da sorun bir suru yumurtam oldugu icin iclerinden sen buyu sen kucuk kal deme sansimiz yoktu. hepsi birden ataga kalkiyor ya da dozu azaltirsak hicbiri tepki vermiyordu. hepsi buyuyunce tedavi yarim kaliyor, cunku cogul(ama ikiz, ucuz degil 6ız, 7iz)gebelik riski var. ama tedavi bir ay surse de buyuyen yumurtalarin atilmasi iki ayi aliyor. yani bir kur yaklasik 3 ayimizi aliyordu. ve yumurtalar tamamen kuculunceye kadar da bana oldukca eziyeti oluyordu. bir kere cok sanci yapiyorlardi, ve doktorum surekli olarak karnimi herhangi bir darbeye maruz birakmamak icin azami dikkat gostermemi istiyordu. cunku yumurtalarin zarlari yirtilirsa muthis bir aci duyarmisim ve mutlaka ameliyat olmam gerekirmis. neyse bu is yaklasik 1,5 yil surdu ama hep ayni sey oluyordu. ve sonuca yaklasamiyorduk bile. sonunda doktorum bir sonraki asamanin asilama oldugunu ama benim icin tup bebek tedavisinin daha basarili olacagini soyledi. internetten yaptigimiz arastirma sonucunda bizim icin oldukca masrafli olacagini gorduk. Gerci 1,5 yildir doktorumuza verdigimiz muayene ucretlerini hesaplayinca o zamana kadar yaptigimiz masrafin da az olmadigini gorduk. Üstelik nerdeyse 1,5 yıl olmuştu ama elde var sıfır durumundaydık.her tedavi sonrasında olumsuz sonuçlar karşısında moralimi yüksek tutmaya ve bir sonrakinde olacak demeye gayret göstersem de karşımda neden olmadığına dair hiçbir araştırma ya da yorum yapmayan bir doktor vardı ve benim de inancım azalmaya başlamıştı. Bu yüzden birkaç ay ara vermeye karar verdik eşimle. Sonrasında da yapacaksak aşılama yapalım dedik ve doktorumuzun yolunu tuttuk, yine kendime engel olamadım ve hemen sanki tutmuş ve bu sefer hamile kalmışım gibi heyecan yaptım. Ama bir hafta sonu korkunç bir ağrıyla acile koşuşturduk. Bundan önce de bu tedaviler yüzünden çok acile gitmişliğim vardı ama bu başka birşeydi. Doktorum gelmedi bile, ordaki pratisyenlerin elinde kaldım ilk gittiğim gün. Sonuç yumurtalarım aşırı büyümüş ve karın bölgesinde su birikimi olmuş. Sancıyı yapan da bu olmuş. Karnım şişmeye başladı, hatta sırtım, belimden aşağısı hep şişti. Şişlik arttıkça nefes almam zorlaşmaya başlamıştı. Ben bana neler oluyor diye bir yandan panik yaşıyordum, bir yandan da nerdeyse ayakta duruyormuş gibi bir konumda uyumaya çalışıyordum. Doktoruma sorduğumda daha önceki ağrılar gibi olduğunu ama neden bu sefer bu kadar abarttığımı anlamadığını söyleyip duruyor, bir sonraki aşamada şunları yaşayabilirsin panik olma bile demiyordu. O zaman bu doktorla olmayacağını anladık. Artık aşılama filan geçti dedik bir daha asla yapmayacaktık. Herkes ilk seferinde zaten çok düşük bir şansmış tutması birkaç defa daha yapmalısınız dese de ben artık direkt sonuca varmak istiyordum. Evet karar verilmişti, tüp bebek yapacaktık. Birkaç araştırma yaptık, eskişehirde olmayacaktı. Türkiyedeki en iyi merkezleri araştırdık. Hatta gidip tek tek görüşmeler yaptık. Yaklaşımları değerlendirdik. Ve en sonunda buralarda tüp bebek deneyimleri yaşayan kişilerle bağlantılar kurduk. Hem ilk tanışma ve bilgilenme randevusundaki kendinden emin tavırları hem de götürdüğüm tahlil tetkikleri incelerken ve benim hikayemi dinlerkenki yorumları sayesinde sevgili doktorum Halit Fırat Erden ve Alman Hastanesi’nde bu deneyimi yaşamış bir çiftten aldığımız ikna edici bilgiler sayesinde biz de artık bir Alman Hastanesi hastası olmuştuk. İyi ki olmuşuz diyoruz şimdi, verdiğimiz en doğru kararlardan biriydi bu. Hani her insanın hayatında bazı dönüm noktaları vardır ya bu da bizim için öyleydi. Kararımızdan sonra eşimle bir kere daha randevu alıp hastanenin yolunu tuttuk. Halit bey bana tüp bebek öncesi 6 aylık bir süre içinde Murat Bey’in düzenleyeceği ve bir arınma gibi düşünülebilecek bir diyet yaparsam başarı oranımızın yükseleceğini, hatta belki de bu süre zarfında kendiliğimden hamile kalabileceğimi söyledi. Ama ben biraz sabırsızdım ve 6 ayın benim için çok uzun olduğunu beklemek istemediğimi söyledim. Benden en azından 2-3 aylık bir süre beklememi istedi. Ve beni Murat Bey’e yönlendirdi. Aynı gün Murat Bey’le tanıştık. Deyim yerindeyse dayak yemiş gibi çıktık görüşme sonrası yanından. Eskişehir’de yapılanların ne kadar eksik ve benim de ne kadar yanlış şeyler yapmış olduğumu söyledi. Mesela ben de eşimde sigara kullanıyorduk ama
eskişehir’deki doktorlar sadece sayısını soruyor ve üstünde surmuyorlardı. Yanlış anlaşılmasın az içmiyordum, günde 6-7 oluyordu. Murat Bey eşime ve bana şimdiye kadar bir sürü çaba gösterdiğimizi ama sigarayı bırakmak gerektiğini nasıl olup da düşünemediğimize kızmıştı. Gerçekten kızmıştı ama. İlk defa bir doktordan boyle bir tepki almıştık, garip geldi tabi. Ama %100 haklı olduğunu bildiğimiz için açıkçası tepki bile veremedik. Sonra bana vücudumuzu toksinlerden arındırmam gerektiğini ve bunu da mümkün olduğunca doğal yetişmiş sebze ve meyvelerle yapabileceğimi anlattı. Artı bir de et, tavuk gibi hep ilaçla ve suni ortamlarda büyütülüp kilo aldırılan dolayısıyla da dioksin barındıran yiyecek grubundan da uzak durmam gerekiyordu. Çok kilolu olmadığım için porsiyon konusunda aşırıya gitmediğim sürece bir kısıtlamam yoktu. Ayrıca normal ya da kepekli ekmek de yiyemiyordum. Glutensiz ekmek yemem gerekiyordu, yani buğday, arpa gibi besinleri de tüketmemeliydim. Gerçekten zor bir diyetti. Ama ben de çok inatçıydım. Çalışıyordum ve yemeklerimizi kendi aşçımız yapıyordu. Ve kendisi eti ve yağı çok sevdiği için bol bol kullanıyordu yemeklerinde. Tabi ben de ilk birkaç gün aç kaldım. Sonra akıllandım ve kendime alternatif olabilecek sebze yemekleri getirdim, şanslıydım mevsim kıştı ve yemekler de sebze yani zeytinyağlı olduğunda hem bozulmuyor hem de soğuk yenebiliyordu. Ben zaten sebze ve meyveyi çok sevdiğim için bunlar bana zor gelmiyordu. Tek sıkıntı ekmekte çıkıyordu ama diyeti kesinlikle bozmamaya çalıştım. Bazen dışarda yediğimiz zaman normal unlu birşeyler yedim ama haftada biri geçmedi. Düzenli yürüyüş yaptım, öğle tatilinde soğuk ya da sıcak demeden ve ayaklarıma ağırlıklar bağlayarak yaklaşık yarım saat yürüyordum. Akşamları da eve geldikten sonra eşimle çıkıyorduk, bu bize hem spor oluyor hem de televizyon karşısında vakit öldürmemize mani oluyordu. Böyle yaklaşık iki ay geçti ve heyecanla İstanbul’a gittik. Ve nihayet Murat Bey artık tedaviye yani tüp bebek tedavisine başlayabileceğimi söyledi, bazı tahlillerden ve kendisinin yaptığı bazı ölçümlerden sonra tabi. Resmen koşarak Halit Bey’e gitmiştik. Muayenede yumurtalıklarımda bir tane normal boyutlardan büyük ve kist oluşturabilecek yumurta olduğunu ve söndürülmeden tedaviye başlayamayacağımızı söyledi. Nasıl yapıldığını sordum, alttan bir iğneyle girip söndürdüklerini söylediler. Çok korktum ve sinir oldum. Çünkü hep bir engel çıkıyordu. Tedaviye başlayabilmem için bile bir sürü şey yaşamam ve yapmam gerekmişti. Ama vazgeçmek yoktu, artık dönüş yoktu. Hemen aşağıya tüp bebek laboratuvarına gittik, ve çok da zor olmayan ufak bir
operasyonla yumurtayı söndürdüler. Sonra hepimizin bildiği karından yapılan iğneler başladı, ama ben polikistik over olduğum için daha sık kontrole gitmem gerekti. Bu süre zarfında İstanbul’da kalmam gerekti yani. Neyse bu süreçte hem Halit Bey’den ve hemşirelerinden hem de Murat Bey’den tam destek aldım diyebilirim. Transferin olacağı günden önceki gece heyecandan nerdeyse hiç uyuyamadım. Hastanede ismim söylenince bir an için kalbim çıkacak sandım. Ama transfer sırasında ekranda o güzel ışığı ve sanki gideceği yeri kesin olarak biliyormuş gibi duvara yerleşmesini izlemek beni öyle mutlu etti ki, o gün eğer kızım olursa adını “Işık” koyacağım demiştim. Eskişehir’e döndük ve yine bekleme süreci başladı. Tahlil gününü hem sabırsızlıkla bekliyor hem de çok korkuyordum. Sonucu aldığımızda çılgın gibi ağlamaya başladım, işyerimdeydim ama kendimi durduramıyordum. Bir süre sonra keseleri gördük, evet ikiz olacaklardı. Biraz sıkıntılı bir süreçteydim çok zor elde ettiğiniz bir şeyi nasıl dikkatle saklarsanız ben de içimdeki mücevherleri aynı şekilde korumaya çalışıyordum. Bu yüzden Eskişehirdeki doktorlara güvenemiyordum ve bir doktora daha gittim. Ama o da ne, bizim ikizler olmus üçüz. Bebeklerden biri bölünmüş ve tek yumurta ikizi olmuşlardı. Bu durum çok heyecan verici olmasına rağmen sıkıntı yaratabilecekti. Halit Bey’e muayeneye gittiğimde, beni hemen Bora Bey’e yönlendirdi. Üçüz bebeğin özellikle de tek yumurta ikizi durumunun sakıncalarını anlattı Bora Bey, üçünü birden kaybedebileceğimi ve bunun bana da zarar verebileceğini anlattı. Biz de düşündük ve sonlandırma işleminin yapılmasına karar verdik. Kaç tane bebeğin sonlandırılacağına işlem zamanı karar verilecekti. Ama Bora Bey tek yumurta ikizlerinin sonlandırılmasının daha sağlıklı olacağını söyledi. İşlem günü ise tek yumurta ikizlerinden birinin etrafının ödem kaplı olduğunu gördük. Ve o sonlandırıldı. Ama verilen ilaç diğer bebeğe yani ikizlerin diğerine de geçip onu da öldürebilirdi. Riskliydi. Fakat olmadı, ertesi gün kontrolde sapasağlamdı. Sonra Eskişehir’de bir süre (4,5 aya kadar) aralıklı olarak ama sürekli kanamalarım oldu. Kaybetme korkusu içimi kaplamıştı. En ufak bir şey de Murat Bey’i ve Bora Bey’i arıyordum. Destekleri için her ikisine de sonsuz teşekkürler. Onların yardımı ile şimdi kızım Işık ve oğlum Yiğit ile birlikteyim. Şimdi 3 aylık oldular ve benim yaşaması mucize kızım 1.660 gram, oğlum 2.150 gram doğdu. Ama içimde yaşadığı sıkıntı yuzunden kızım o kadar dirençli ve inatçı ki, her ikisi de küvözde aynı süre kalıp çıktılar. Kızım inatla oğluma yetişti. Her ikisine de bakınca Allaha şükrediyor, ve sevgili Aiman hastanesi ve Bahçeci kliniği doktor(özellikle Murtat Bey size çok ama öok teşekkür ediyorum), hemşire ve sekreterlerine sabırları, güler yüzleri ve sonsuz destekleri için teşekkür ediyorum. Ve evet Murat Bey yapmak zorunda kaldığım herşey ve yaşadığım tüm sıkıntılara değdi, sağolun.