11.05.2008 En tatlı öpücük http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=117723,104

Posted on May 14, 2008 in Basında Dr. M.Berksoy, Başarı Hikayeleri | 0 comments

Anne olabilmek, bazı kadınlar için kolay değil… Kübra Tekin de önüne çıkan tüm engelleri yıkmak için bir savaşçı gibi mücadele eden, anneliği zor elde eden kadınlardan… İnatçı Karadeniz kızı, bebek hayallerini hiçbir şeyin engellemesine izin vermediği için artık çok mutlu… Ağlayarak geçen her Anneler Günü, artık masal kutlamalarına dönüşmüş… Bugün Yasemin ve Selin onun mücadeleci ruhunu taçlandırıyor.

Hikayesinde tiroit kanseri, endometriozis, diyabet, aşılama ve mikroenjeksiyon var… Tüm bunları arkasında bırakan Kübra Tekin, bugün dünya tatlısı Yasemin ve Selin adlı iki kız çocuğu sahibi. Özel bir sigorta şirketinin acenteliğini de yürüten Kübra Hanım, yıllarca birçok Anneler Günü’nde için için ağladığına, artık her mayısın ikinci pazarında yaşadığı mutluluğu hiçbir şeye değişmeyeceğini söylüyor. Ancak onun asıl hikayesindeki başarı, tüm bunların altından tek başına kalkabilecek, göğüsleyebilecek cesaretinin olmasında yatıyor…

HASTALIKLARLA YÜZLEŞME

Kübra Hanım 24 yaşında evlendiğinde anaokulu öğretmenliği yapıyordu. Çocukları çok seviyordu ve onlarla birlikte olmaktan aldığı keyfin büyüklüğünü anlatacak sözcük bulamıyordu çoğu kez. Ancak bir türlü kendi çocuğunu kucağına alamıyordu. Özel bir merkezde 2 yıl süren tedaviler sonuç vermedi, aşılamalar fayda etmedi, olmuyordu…

Tavsiye üzerine Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi ve Bahçeci Kliniği Direktörü Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’ye başvurdu. İlk tetkiklerde ‘endometriozis’ (rahim duvarının kalınlaşması) problemi olduğu ortaya çıktı. Ayrıca teşhis edilememiş birçok da kisti vardı… Kübra Tekin bu süreci, “Önce ameliyat oldum. Sonra yumurta rezervlerimin de azaldığı ortaya çıktı. Hormon tedavisi görmeye başladım. Mikroenjeksiyon tedavisine karar verdiğimizde ise önüme hiç tahmin edemedim başka bir engel çıktı: Tiroit kanseri… Alman Hastanesi’nin Başhekimi ve Tiroit Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erol Düren sadece elleriyle boynuma dokunarak bile teşhisi koymuştu. Tahliller, ümitsizlikler, bozulan sinirler… Ben çocuk tedavisini yarıda bırakıp kanser tedavisine başlamıştım” sözleriyle anlatıyor.

2 YIL KANSER MOLASI

Kübra Tekin’in hayatında Doç. Dr. M. Onur Demirkol’un ve Prof. Dr. Halil Azizler’in önemi büyük. Radyoaktif iyot ve hormonlarının düzenli takibinde onlara tüm yüreğiyle güvenmiş. Çok acı gelse de doktorlarının yasağı yüzünden 2 yıl bebek tedavisine ara vermiş. Kübra Hanım o günlerin kolay geçmediğini şöyle ifade ediyor:

“Hani askerler şafak sayar ya, ben de tek tek gün saydım, 2 yıl ne zaman bitecek diye. Ne zaman bir bebek görsem, içimdeki özlem artıyordu. Bir Anneler Günü’nde tüm kadınlara çiçek dağıtıyorlardı. Bana da verdiler, almak istemedim ‘Ben anne değilim ki’ dedim. Ama dokunsalar ağlayacağım. Beyefendi, ‘Olur mu hanımefendi siz de anne adayısınız’ diyince hissettiğim sevinci anlatamam.”

Sonra 2 yıl bitti ve Kübra Tekin Prof. Dr. Mustafa Bahçeci ve ekibiyle tedaviye yeniden başladı. Kübra Hanım, yaşadıklarıyla ilgili “Şimdi düşünüyorum da kolay değildi yaşananlar ama ben hiçbir şey hissetmiyordum. Ne ağrılar, ne iğneler hiçbiri umurumda değildi. 2000 yılı benim için büyük bir dönüm noktası olmuştu, hamile kaldığımı öğrendiğimde hissettiklerimi anlatacak sözcük bulamıyorum. 3 Nisan 2001’de kızımız Yasemin’e kavuştuk. Evlat sahibi olmanın yeniden doğmak olduğunu işte o zaman anladım” diyor.

Karadenizli bir ailenin kızı Kübra Tekin; babası Trabzonlu, annesi Rizeli… Ailelerin kalabalığı, kardeşliğin önemini iyi bildiği için bir süre sonra Yasemin’in bir kardeşi olması için harekete geçiyor…

Doktorların kontrol altında tuttuğu tiroitleriyle ilgili bir sorun olmadığı anlaşılınca ikinci mikroenjeksiyon için adım atıyor. Ancak ikinci bebek hemen gelmiyor. Bir başarısız denemeden sonra, ikincide hamile kalıyor… Prof. Bahçeci’nin ekibinden Op. Dr. Esra Aksoy’un yürüttüğü bu tedavide ikinci bebek sevinci onu ilk bebek gibi mutlu ediyor. Ancak bu hamilelikte başka bir rahatsızlıkla baş etmek zorunda kalıyor: Diyabet…

Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin Beslenme Danışmanı Dr. Murat Berksoy ile gebelik diyabetine karşı bir yol haritası çiziyorlar. Bununla da baş etmeyi başarıyor. Bu defa bir kış günü boncuk gözlü, minik burunlu, afacan mı afacan ama çok güzel bir kız çocuğunu dünyaya getiriyor: Selin.

ANNELER GÜNÜ BAYRAM GİBİ

Artık Anneler Günü, Kübra Hanım’ın mutlulukla beklediği, dünyanın en özel günü… İki kızının kolları arasında geçirdiği bir saniye bile yaşadığı o kötü günleri unutturuyor…

Artık doktordan doktora, tahlilden tahlile koşuşturmacalar, gecenin bir yarısı yaptığı iğneler, tek başına gidilen amniyosentezler, tiroit tedavisinde karantinada geçirdiği günler, diyabet korkusundan yüreğinin çarpıntıları yok…

Yasemin ve Selin’in gül kokularını her seferinde büyük bir hasretle içine çekiyor ve onların yumuşak ellerini yüzünde hissettiği her an için şükrediyor…

Kübra Tekin, kadınların sıkıntılara teslim olmaması gerektiğine de dikkat çekiyor:

“Hayat bize ne kadar acımasız gelse de, bizim bir yolunu bulup altından kalkamayacağımız hiçbir sorun yok. Hiçbir kadın pes etmemeli ve kendini en diplerde hissetse bile ayağa kalkmak için birinin yardımını beklememeli. Her kadın kendi başına, yüreğinin sesini dinleyerek, o büyük gücü toplayabilecek ve alnı açık, cesaretle en büyük zorluğu alt edebilecek azme sahip. Hayatınızı hiçbir şeyin altüst etmesine izin vermeyin.”

Leave a Reply

Your email address will not be published.